Allah’ın Sevgilisi merkez insandır.....

Allah nasip etti; Peygamber Efendimizin hayatını anlatan Rahmeten Li'l Alemin adlı iki ciltlik bir eser yazdık. 

<Allah’ın Sevgilisi merkez insandır.....

TÜRK-AZ HABER / MİSAFİR KALEM

Yine kaleme aldığımız Ehl-i Beyt Külliyatı ve gazete makalelerimizde üstünde durduğumuz temel bir mesele var. O da Peygamber Efendimizin merkez şahsiyet olmasıdır.

 

Öncelikle merkez olarak Peygamber Efendimizi -haşa- biz tayin etmedik. O'nu Allah tayin etti. Allah diyor ki: "Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik." 

 

Bize de diyor ki: "O sizin için örnektir." "Ne alacaksanız O'ndan alacaksınız. Sakın ha kafanızı, kalbinizi sağa sola çevirmeyin. Direkt olarak O'na bakın alacağınız ne varsa o'ndan alın."

 

Allah'ın koyduğu bu ölçüyü, müşahhas ayeti bugün kalkmış birileri inkar ediyor. "O'na gerek yok. Şu da O'nun yerini tutar. Bu da O'nun yerini tutar" diyorlar. 

 

Bu kadar büyük bir cehalet dünyanın hiçbir yerinde hiçbir devrinde olmamıştır. Güya insanları Allah'a taşımak iddiasında olanlar öyle bir beyanda bulunuyorlar ki; Allah'ın beyan-ı hilafına ifade ortaya çıkıyor. Elbette bizim de o zaman meselemiz, vazifemiz, bu tür insanları ayıktırmak olacaktır.

 

Resûlullah (s.a.v.) bakın ne diyor: "Beni duyup iman etmeyen kim olursa olsun, Hıristiyan olsun, Musevi olsun ebediyen cehennemliktir." Sahih hadis bu.

 

Peygamberimizin merkez insan olduğunu Allah beyan diyor.

 

Besmele'deki nükte

 

Bir makalemizde şu tespiti yapmıştık: "İyi bil ki besmeleyi samimiyetle ve ihlasla okuyan bir nefis sonunda kainatı, eşyayı, eşyadaki incelikleri ve onda tecelli eden Hakk'ı tanıyacaktır."

 

İlk vahiy, "Seni yaratan Rabbinin adıyla oku"dur. "Yaratan Rabbinin adıyla oku" demek, "kainatta Allah'ı gör" demektir. 

 

Her yapılan eşyanın bir mührü var, bir patenti vardır. Bu kainat malzemesinin da bir mührü vardır. Bu, Allah'a aittir. 

 

Hz. Ali (k.v.), "Görmediğim Allah'a inanmam" buyuruyor. Cenab-ı Hak her yerdedir. "Bu hayat nasıl oluyor"u insan düşünmez mi? Nasıl görüyorum, nasıl işitiyorum? Bütün bunlar Allah'ın varlığının en gerçek ispatıdır. Burada insan Allah'ı görecek, Allah'ı tanıyacak. Hiçbir şey kendiliğinden olmaz.

 

Ben lisede hocalık yaparken öğrencilerime, "Çocuklar bu masalarınız yapılırken ağaçlar kendi, kendine kesildi. Planyaya girdi. Çakıldı. Boyandı. vs. Önümüze sıra olarak geldi, desem siz ne dersiniz?" derdim. 

 

"Hocam, bu iddiaları deliler söyler" derlerdi. Sadece bir sıra için böyle idi. Sıra, insanın yanında hiçbir şeydir. İnsan öyle mükemmel bir varlıktır ki bunu sen nasıl oluyor da "tesadüfen oldu" diyorsun. 

 

Bir sıra, tebeşir, kalem, defter tesadüfen olmuyor da, benim yaptığım olmuyor da ben tesadüfen oluyorum. Bu kadar sakat bir anlayış olur mu?

 

İşte Allah'ın o ayetteki muradı O'nu tanımamızdır. Her yerde tanımamızdır. Besmele, Allah'ın adıyla okumaktır. İlk vahiyle onu birleştir, Kur'an'ı okumaktır. 

 

Kur'an, aslında Kitab-ı Kainat'tır. Sana kainatı anlatıyor. Sana seni anlatıyor. Sana Allah'ı anlatıyor. İnsan, Allah ile mahlukat arasında bir kapıdır. 

 

Bir dönersin bu tarafa mahlukat, bir dönersin öbür tarafa Cenab-ı Vacibu'l-Vücud Hazretleri vardır. Abdülkerim Geylani Hazretlerinin buyurduğu gibi... 

 

Besmeledeki nükte bu düşünceleri ifade ediyor. Ancak bunlar öyle sohbetlerdir ki aklın en doruk noktasına çıktığın zaman bunlar aynı zamanda akıl ile gönül arasındaki hazlardır, tatlardır.

 

Allah cümlemize bu lezzetleri tatmayı nasip eylesin. (Prof. Dr. Haydar Baş İcmal Dergisi Aralık 2017)