İncil ile Zenginliğin Takası

    Misyonerlerin Afrika'yı sömürgeleştirmesi konusunda Afrika uzmanı Mazrui'nin değerlendirmeleri ilginçtir: Afrika'da misyonerlerin açtığı Hıristiyan okulları bir taraftan Batı Hıristiyanlığına, öbür taraftan Batı sekülerizmine ba- ğımlı olmuşlar, Müslüman okulları ise sadece İslam'a bağımlı kalmışlardır.

İncil ile Zenginliğin Takası
PROF.DR. HAYDAR BAŞ

İncil ile Zenginliğin Takası

  İslam'ın eğitim sistemi ve anlayışı hiçbir zaman Müslümanların dinî inançlarını göz ardı etmeye kalkışmamıştır. Oysa Hıristiyanlığın eğitim sistemi sekülerizm nedeniyle dinî inançları sürekli görmezden gelmiş ve gerektiği ölçüde dinî inançların öğretilmesine önem vermemiştir. İşte bu gerçek Hıristiyanlığın mazoşist yanını çok güzel ortaya koymaktadır. Bu olay aslında Hıristiyanlığın asli kaynaklarından ve doğduğu coğrafyadan uzaklaşması hadisesinin bir bakıma bir uzantısıdır. Hıristiyanlık en azından Afrika'ya işin başında ölü olarak gelmişti.

  Bugün ise, ölümünü beklemektedirki bu acı sonu kendisi hazırlamıştır. Sanırım sömürgeciliğin doğuşu ile birlikte Batılılar, Afrika'daki çıkarlarını koruma gereğini hissettikleri zaman, Batı sekülerizmi Avrupa Hıristiyanlığı üzerinde egemenlik kurmaya başlamıştır.

  Konuya Afrikalıların bakış açısıyla yaklaşacak olursak, sonucun Afrika Hıristiyanlığının mazoşistleşmesi, İncil'in yaygınlaştırılması, İncil'in yayılmasıyla İncil'in bizzat kendini tahrip etmesi, kendi sonunu hazırlaması, sekülerizmin gölgesine sığınarak dinin yayılmaya çalışılması ve yeni bir seküler düzen kurulmasıyla birlikte yeni bir dinî yapılanmanın gerçekleştirilmesine yol açmıştır.

  Hıristiyan kilisesi kısa bir süre sonra, dinî ve ruhsal ihtiyaçların giderilmesinden çok daha değişik şeylerle özdeşleştirildi. Böylelikle dinler tarihinin bugüne dek yaşadığı en acayip gelişmelerden birisine tanık olunmaktaydı. Ünlü bir özdeyişten yola çıkarak Jomo Kenyatta şöyle diyor: "Hiristiyanlık Afrika'ya geldiğinde Afrikalıların toprakları, Hıristiyanların ise İncilleri vardı. Hıristiyanlar bize gözlerimizi kapayarak dua/ibadet etmemiz gerektiğini öğrettiler. Gözle- rimizi açtığımızda onlar bizim topraklarımızı, biz de onların İncillerini almıştık". (Ali Mazrui, Afrikalılar, s. 150)

  Fransa Sömürge Bakanlığı'na bağlı olarak Cezayir'de çalışan ve burada edindiği tecrübelerle ilk "Dinlerarası Diyalog" fikrini ortaya atan oryantalist-misyoner Louis Massignon bu gerçeği daha çarpıcı sözlerle ifade eder: "Onların her şeyini tahrip ettik. Felsefeleri, dinleri mahvoldu. Artık hiçbir şeye inanmıyorlar. Derin bir boşluğa düş- tüler. Anarşi ve intihar için olgun hale geldiler".

Massignon'un "onlar" dediği Müslümanlardır. Bir günahın itirafı mı, yoksa gerçeğin kabulü mü sayılmak gerektiğini okuyucuların takdirine bıraktığımız bu sözlerin İslam aleminde yıllardır süren anarşi ve dağınıklığın temelinde yatan sebebe ışık tutan eşsiz bir belge sayılmaması için bir özrü var mıdır, bilmiyoruz. Kaldı ki, hiçbir millet intihar etmez. Öyleyse koca oryantalist bu sözleri ile acaba, Müslümanları sömürü için müsait hale bizler getirdik mi demek istemiştir? Sanırız bu sorunun cevabı üzerinde uzun uzadıya düşünmeye değer... (Mustafa Sibai, Oryantalizm, s. 14)

   Ülkemizde dinlerarası diyalogu savunan ilahiyatçılar da bu gerçeğin aslında farkında. İşte bunlardan birinin itirafi: "Hıristiyan misyonerliği faaliyetlerine devam etmektedir. İnancını yaymak, bir dine samimi olarak bağlanmanın gereğidir. Bundan ötürü, Hıristiyanların, dinlerini tanıtmak hususundaki gayretlerini kınamıyoruz.

 Fakat kınanacak husus "biz misyonerlik yapmıyoruz" denilerek bu işin yapılmasıdır. Son asırda misyonerlerin başlıca metotlarından biri, Charles de Faucould'un "Hıristiyanlaştırmadan önce medenileştirmeli" düsturuna uygun hareket etmek olmuştur. Hıristiyan misyonerliği birçok durumda zorlayıcı dünyevi imkanları elinde bulundurarak ekonomik ve kültürel yoksullukları istismar etmek suretiyle bir nevi zorla Hıristiyanlaş- tırmak faaliyeti göstermektedir ki, bu çirkin uygulama bazı Hıristiyanlar tarafından bile kınanmaktadır". (Prof. Dr. Suat Yıldırım, Mevcut Kaynaklara Göre Hıristiyanlık, s. 360)

Prof.Dr. Haydar BAŞ  / DİNİ VE MİLLİ BÜTÜNLÜĞÜMÜZE YÖNELİK TEHDİTLER : 53 /55

Yazıyı hazırlayan: Gökhan Demir