Iğdır'ın Asma Köyü'nde yer alan kaya mezarları, bölgenin tarih öncesi dönemlerine uzanan gizemli bir geçmişin sessiz tanıklarıdır
19-01-2026
Bu mezarlar, hem mimari özellikleri hem de halk arasında anlatılan efsaneleriyle dikkat çeker.
Iğdır il merkezine bağlı Asma Köyü, Gül Mevkii olarak bilinen bölgede yer alan kaya mezarlarıyla arkeolojik ve kültürel açıdan önemli bir mirasa ev sahipliği yapar.
Bu mezarlar, köyün orta kesimindeki kayalık bir alanda, doğuya bakan bir yamaçta konumlanmıştır. Günümüzde bu alan, köylüler tarafından mescit olarak da kullanılmaktadır.

İki odalı bir yapıya sahip olan kaya mezarının batı bölümünde bir adet kline (antik dönemlerde ölülerin yatırıldığı taş sedir) bulunmaktadır.
Oda yüksekliği yaklaşık 2 metre, güneydeki odanın genişliği 2.55 metre, derinliği ise 5 metre civarındadır.
Giriş kısmı geçmişte kapalıyken, yaklaşık 20–30 yıl önce köylüler tarafından açılmış ve içi temizlenerek güney duvarına mihrap benzeri bir niş eklenmiştir.
Kaya mezarlarının kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte, Urartu dönemine ait olabileceği düşünülmektedir. Bu tahmin, bölgedeki diğer arkeolojik buluntularla benzerlik göstermesi ve mimari tarzın Urartu mezar mimarisiyle örtüşmesiyle desteklenmektedir.
- Mezar yapısı, antik dönemdeki defin gelenekleri hakkında bilgi sunar.
- Kaya mezarının bulunduğu tepe ve çevresi, arkeolojik araştırmalar için potansiyel taşır ve koruma altına alınması gereken alanlar arasında yer alır.
- Bölge halkı tarafından kutsal kabul edilen bu alan, manevi bir değer de taşımaktadır.
Mezar yapısı, günümüzde mescit olarak kullanılmaktadır. Bu durum, yapının korunmasına katkı sağlarken, orijinal mimari detayların zamanla değişmesine de neden olmuştur.
Restorasyon çalışması yapılmamıştır, bu nedenle doğal ve insan kaynaklı tahribat riski taşımaktadır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı envanterine kayıtlı olan bu yapı, koruma altına alınması gereken kültürel varlıklar arasında yer almaktadır.
Asma Köyü Kaya Mezarları, yalnızca bir arkeolojik yapı değil, aynı zamanda bölgenin kültürel belleğini yansıtan bir simgedir. Tarihle iç içe geçmiş bu yapılar, hem bilim insanları hem de tarih meraklıları için keşfedilmeyi bekleyen birer açık hava müzesi niteliğindedir.
Bu eşsiz mirasın korunması ve tanıtılması, hem yerel halk hem de kültürel miras bilinci açısından büyük önem taşımaktadır.