5 aydır devam eden ABD-İran savaşında kritik aşamaya girilirken, dış basına sızan istihbarat raporları Washington'ın mühimmat stoklarının "tehlikeli derecede düşük" olduğunu ortaya koydu. Trump'ın "İran için son şans" diyerek müzakere masasını işaret etmesinin arkasında, ABD ordusunun füze savunma sistemlerinin neredeyse tükenme noktasına gelmesi yatıyor
05-08-2026
Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail'in 28 Şubat 2026'da başlattığı İran savaşı, beşinci ayını geride bırakırken ABD askeri stratejisi mühimmat duvarına tosladı. Küresel savunma analistleri ve dış basın kaynakları, Pentagon'un milyarlarca dolarlık bütçesine rağmen asimetrik yıpratma savaşı karşısında ciddi lojistik ve operasyonel sıkıntılar yaşadığını aktarıyor.
Amerikan istihbarat kaynaklarına dayandırılan bilgilere göre, ABD ordusu savaşın başından bu yana İran füzelerini ve İHA'larını durdurmak için kullandığı kritik mühimmatın büyük kısmını tüketti. Son envanter raporları, ABD'nin elindeki gelişmiş THAAD (Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunması) füze stokunun yüzde 80'e yakınını erittiğini gösteriyor. Benzer şekilde, dünya genelinde konuşlu Patriot önleyici füzelerinin de neredeyse yarısı bu süreçte harcandı.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) tarafından hazırlanan güncel raporda, THAAD envanterini savaş öncesi seviyeye getirebilmek için ABD savunma sanayisinin en az 3 yıl boyunca kesintisiz üretim yapması gerektiği vurgulanıyor.
Sıkıntılar sadece savunma hatlarıyla sınırlı değil. Karadan karaya uzun menzilli hassas vuruş kabiliyetinin omurgasını oluşturan ATACMS mühimmatının ve yeni nesil PrSM füzelerinin neredeyse tamamının kullanıldığı belirtiliyor. ABD Donanması'nın en güvendiği silahların başında gelen küresel Tomahawk seyir füzesi stokunun ise yaklaşık yüzde 50'si tüketildi.
Pentagon komutanlarının, azalan stokları korumak adına artık yerleşim yerlerini veya Amerikan askeri tesislerini doğrudan tehdit etmeyen İran füzelerine karşı önleme yapmama (yani füzeyi havada vurmama) seçeneğini değerlendirdiği belirtiliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, son yaptığı açıklamada İran ile yürütülen dolaylı görüşmelerin "çok iyi" ilerlediğini ve Hürmüz Boğazı'nın yakında açılacağını iddia etmişti. Trump, "İkinci Dünya Savaşı'ndan beri en büyük hava saldırısını düzenleyecektik ancak kibarca görüşmek istediler, saldırıyı iptal ettim" diyerek diplomatik bir üstünlük imajı çizmeye çalışsa da, dış basındaki analistler bu kararın arkasında mühimmat yetersizliği ve müttefiklerin baskısı olduğuna dikkat çekiyor.
Körfez'de ABD üslerine ev sahipliği yapan Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, hava savunması zayıflayan ABD'nin arkasında durmakta tereddüt ediyor. İran'ın bölgedeki ABD üslerine ve müttefik petrol tankerlerine yönelik kararlı balistik füze misillemeleri sebebiyle Körfez ülkeleri, Trump yönetiminden çatışmayı acilen dondurmasını talep ediyor.
Tahran yönetimi ise ABD ile doğrudan müzakere yürüttüğü iddialarını yalanlayarak sadece Umman arabuluculuğunda Hürmüz Boğazı'nda geçici bir koridor için çalıştıklarını belirtiyor. İran askeri kanadı, bu diplomatik duraksama ve ateşkes süreçlerini kendi füze üretim kapasitesini artırmak, hasar gören sistemleri onarmak ve yeni mühimmat tedarik etmek için sonuna kadar kullanıyor.
Gelinen noktada askeri seçenekleri mühimmat kıtlığı nedeniyle daralan Washington, savaşı askeri olarak kazanamayacağını anlayınca diplomatik baskıyla İran'a "Total Surrender" (Tam Teslimiyet) kabul ettirmeye çalışıyor; ancak sahadaki lojistik gerçekler ABD'nin aleyhine işlemeye devam ediyor.