Allah Resulünün dilinden Hz. Ali -5-

Kim Hz. Adem’e ilmi açısından, Nuh’a takvası açısından, İbrahim’e tahammül ve sabrı açısından, Musa’ya heybeti açısından, İsa’ya ibadeti açısından bakmak isterse, Ali b. Ebi Tâlib’e baksın

<Allah Resulünün dilinden Hz. Ali -5-

TÜRK-AZ HABER / EHL-İ BEYT

62- "Ey Ali, -Ben de dahil- kimseye verilmeyen üç özellik Sana verilmiştir: Sana Benim gibi kayınpeder verilmiştir.

Ama Bana, Senin gibi kayınpeder verilmemiştir. Sana kızım gibi bir "sıddıka", eş olarak verilmiş ama Bana, O'nun gibi eş verilmemiştir.

Sulbünden Hasan ve Hüseyin gibi iki evlat Sana verilmiştir. Ama Benim sulbümden Bana, onlar gibi evlat verilmemiştir. Ne var ki Siz, Bendensiniz, Ben de Sizden."

63- "Kim Hz. Adem'e ilmi açısından, Nuh'a takvası açısından, İbrahim'e tahammül ve sabrı açısından, Musa'ya heybeti açısından, İsa'ya ibadeti açısından bakmak isterse, Ali b. Ebi Tâlib'e baksın."

64- "Kim İbrahim'e ilim ve tahammül açısından, Nuh'a hükmü açısından, Yusuf'a güzelliği açısından bakmak isterse Ali b. Ebi Tâlib'e baksın."




65- Resulüllah (s.a.v.), "Siz ikiniz her inatçı kâfiri Cehenneme atın" ayetinin tefsirinde şöyle buyurdu: "Yüce Allah, kıyamet günü insanları bir araya topladığında, Ben ve Sen ey Ali, arşın sağ tarafında yer alacağız. Allah Bana ve Sana şöyle hitap edecektir: "Siz, ikiniz kalkın ve Size buğzeden, Size muhalefet eden ve Sizi yalanlayanları Cehenneme atın."

66- Abdüsselam bin Salihi'l Hirevi, İmam Ali b. Musa Rıza'dan, o da babalarından, onlar da Resulüllah'tan şöyle nakletmişlerdir:

Resulüllah buyurdu ki: "Yüce Allah, Benden daha üstün ve indinde Benden daha değerli bir yaratık yaratmamıştır."

Ali, "Ya Resulallah, Sen mi daha üstünsün; Cebrail mi?" diye sorduğunda, Hz. Peygamber buyurdu ki:

"Ey Ali, şüphesiz Allah (c.c.), mürsel peygamberlerini mukarreb meleklerine üstün kılmıştır. Beni de bütün peygamberlere ve resullere üstün kılmıştır. Üstünlük Benden sonra Sana ve Senden sonraki imamlara aittir. Hiç şüphesiz melekler, bizim ve sevenlerimizin hizmetçisidirler.

Ey Ali, Arş'ı taşıyan melekler ve etrafındakiler, Rablerinin hamdıyla tesbih eder ve bizim velayetimize iman edenlere mağfiret dilerler.

Ey Ali, Biz olmasaydık, Yüce Allah, ne Adem'i yaratırdı, ne Havva'yı, ne Cenneti yaratırdı, ne Cehennemi, ne göğü yaratırdı, ne de yeri.

Biz meleklerden nasıl üstün olmayız? Oysa biz tevhid konusunda, Rabbimizi tanıma ve O'na tesbih, takdis ve tehlil etme hususunda onlardan öne geçtik."

67- İmam Câfer-i Sâdık'ın babasından, onun da babalarından rivayet ettiğine göre Resulüllah şöyle buyurdu:

"Hiç şüphesiz Yüce Allah, kıyamet günü insanları bir araya getirdiğinde, Bana "Makam-ı Mahmud" vaadinde bulunmuştur. Ve mutlaka Bana verdiği vaadinde vefa edecektir.

Kıyamet günü olduğunda, bin dereceli bir minber kurulacaktır ki, sizin şu basamaklarınıza benzemez.

Ben o minberden yukarı çıkıp en yüksek mertebesinde yer alacağım. O sırada Cebrail "Hamd Sancağı"nı getirip Benim elime teslim edecek ve şöyle diyecektir:


"Ey Muhammed! Bu Allah'ın Sana vaad ettiği Makam-ı Mahmud'dur." Ben, Ali'ye "çık yukarı" diyeceğim; O'nun yeri Benden bir derece aşağıda olacaktır. (Çıkıp yerini aldığında) Ben "Hamd Sancağı"nı O'nun eline vereceğim.

Ardından Cennetle görevli Rıdvan meleği, Cennetin anahtarlarını getirip şöyle diyecektir: "Ey Muhammed! Bu Allah'ın Sana vaad ettiği Makam-ı Mahmud'dur." Sonra anahtarları Benim elime verecektir. Ben de onları Ali'nin kucağına bırakacağım.

Bu defa Cehennemle görevli Mâlik isimli melek gelip şöyle diyecek: "Ey Muhammed! Bu Allah'ın Sana vaad ettiği Makam-ı Mahmud'dur; bunlar Cehennemin anahtarlarıdır. Al ve kendi düşmanlarını, zürriyetinin ve ümmetinin düşmanlarını Cehenneme dahil eyle!"


68- "Ali dünyada saadetli, ahirette ise sâlihlerden olacaktır."

69- "Ali, mü'minlerin reisi; mal ve servet ise münafıkların reisidir."

70- "Ali, Resulüllah'ın ailesinin en iyisidir." (Kaynaklar için bakınız Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali eseri)

Biz, Hz. Peygamber ile birlikte olduğumuz bir sırada, Hz. Ali içeri girdi. Resulüllah O’na hitaben şöyle buyurdu: “Ey Eba’l Hasan, Allah katındaki değerini Sana göstereyim mi?

85- İmam-ı Câfer-i Sâdık'tan naklen rivayet edilir ki; bir gün Resulüllah, ikindi namazını kıldıktan sonra Hz. Ali'ye geldi. O henüz ikindi namazını kılmamıştı. Allah Tealâ Resulü'ne vahyetti ve Resulüllah başını Hz. Ali'nin dizine koyarak uyudu. Başını kaldırdığında güneş batmıştı.

"Ya Ali, ikindi namazını kıldın mı?" diye sordu. Hz. Ali, "Hayır" deyince; şöyle dua etti: "Allah'ım, Ali Senin itaatinle meşguldür. Güneşi O'nun için geri döndür." Bunun üzerine güneş, Hz. Ali için geri döndürüldü."

86- Abdullah İbn-i Mesud'dan şöyle rivayet edilir: Biz, Hz. Peygamber ile birlikte olduğumuz bir sırada, Hz. Ali içeri girdi. Resulüllah O'na hitaben şöyle buyurdu: "Ey Eba'l Hasan, Allah katındaki değerini Sana göstereyim mi?"

Hz. Ali, "Evet, ya Resulallah!" deyince, şöyle buyurdu: "Yarın sabah olduğunda Benimle birlikte güneşin karşısına çık. O, Yüce Allah'ın izniyle Seninle konuşacaktır."

İbn-i Mesud diyor ki: Kureyş ve Ensar'ın hepsi toplandılar. Resulüllah, sabah namazından sonra Hz. Ali'nin elinden tuttu ve beraber dışarı çıktılar. Dışarıda oturup güneşin çıkmasını beklediler.

Güneş doğduğunda Resulüllah, "Ya Ali konuş güneşle, o memurdur ve Seninle konuşacaktır" buyurdu.

Hz. Ali güneşe şöyle hitap etti: "Allah'ın selamı, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun, ey Allah'ın söz dinleyen, itaatkâr yaratığı!"

Güneş de şöyle cevap verdi: "Ve aleykesselam ve rahmetullahi ve berakatuh. Ey vasilerin en üstünü! Allah, Sana dünya ve ahirette, hiçbir gözün görmediği ve hiçbir kulağın duymadığı özellikler vermiştir."

Hz. Ali, "Bana verilen nedir ki?" diye sorunca şu cevabı verdi: "Onları söylemem için bana izin verilmemiştir. Yoksa insanlar fitneye düşerler. Ama dünyada nasipdâr kılındığın ilim ve hikmetten dolayı ne mutlu Sana!

Ahirette ise Sen, Allah'ın Kur'an'da övdüğü şu kimselerden olacaksın: "Şimdi hiç kimse kendileri için yaptıklarına karşılık olarak, gözler aydınlığı olacak şeylerden neler gizlenmiş olduğunu bilemez. Öyle ya, iman eden kimse, fâsık olan gibi olur mu? Onlar eşit olamazlar."

Evet, Sensin Allah'ın imana has kıldığı mü'min." Güneşin, Hz. Ali ile üç kez konuştuğu rivayet edilmiştir.

87- Resulüllah şöyle buyurdu: "Ey Ebe'l Hasan, güneşi konuştur. Şüphesiz o Seninle konuşacaktır."

Hz. Ali şöyle seslendi: "Selam olsun Sana ey Allah'ın itaatkâr kulu."

Güneş şöyle cevap verdi: "Ve aleykesselam ey mü'minlerin emiri, muttakilerin imamı ve yüzü akların önderi!

Ey Ali, Sen ve Seni takip edenler Cennette yer alacaksınız.

Ey Ali, (mahşer günü) yer yarılıp da dışarıya ilk çıkacak kimse Muhammed'dir, sonra da Sensin; ilk giydirilecek kimse Muhammed, sonra da Sensin!"

(Bu sözlerin) ardından Ali, gözlerinden yaşlar aktığı halde secdeye kapandı, Hz. Peygamber de onun üzerine kapanıp, "Ey Benim kardeşim ve habibim" diye seslendi; "Kaldır başını, Allah Seninle yedi göğün ehline övündü."


88- "Ali'nin kapısı dışında, mescide açılan bütün kapıları kapatın."

89- "Yüce Allah, Hz. Musa'ya sadece kendisinin ve Harun'un iki oğlu Şeber ve Şübeyr'in oturacağı temiz bir mescid yapmasını emretti.

Bana da sadece Benim, Ali'nin ve iki oğlu Hasan ve Hüseyin'in oturabileceği bir mescid yapmamı emretmiştir. O halde Ali'nin kapısı dışında şu kapıların hepsini kapatın."

90- Nasih b. Abdillah'tan rivayet edildiğine göre, hiç şüphesiz Hz. Peygamber Ali'nin kapısının dışında bütün kapıların kapatılmasını emretti.

91- Resulüllah'ın ashabından bazılarının mescide açılan kapıları vardı. Bir gün şöyle buyurdu: "Ali'nin kapısı dışında bu kapıların hepsini kapatın."

Bazı kimseler bu konuda sitemkâr sözler söylediklerinde; Allah Resulü ayağa kalkıp, Allah'a hamd ü senâdan sonra şöyle buyurdu:







"Ben, Ali'nin kapısı dışında şu kapıların hepsinin kapatılmasını emrettim. Fakat bazılarınız bu konuda (ileri geri) konuşmuştur. Allah'a yemin olsun ki, Ben (kendi başıma) bir şeyi açıp, kapamış değilim. Ben ancak Bana emredilen (ilâhi) bir emre uymuşumdur."

92- "Sizin kapınızı kapatıp, Ali'nin kapısını açık tutan Ben değilim; Ali'nin kapısını açık tutup, sizin kapınızı kapatan Allah'tır." (Kaynaklar için bakınız Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali eseri)