Bize unutturulanı hatırlatan, cehaletle savaşın önemini bize öğreten bilge, İlber Ortaylı… Bugün Hakka yürüdü.
14-03-2026Yasını millet olarak tutacağız ama herkesin bildiğini söylemek, herkesin gördüğü fotoğraflarını paylaşmak istemedik. Böyle bir şey hazırladık. Işıklar içinde uyu büyük öğretmenimiz.
Ankara, Galatasaray, Bilkent ve Viyana gibi prestijli üniversitelerde dersler verdi. 2005-2012 yılları arasında yürüttüğü Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı göreviyle, imparatorluk mirasını halka ve dünyaya en doğru şekilde anlattı.
Çoğu kişi bilmez; o sadece bir tarihçi değil, tam bir dil dehasıydı. Almanca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca, Rusça ve Osmanlıca’nın yanı sıra Latince, Yunanca, Farsça ve Macarca dahil 10’dan fazla dili ana dili gibi okuyup anlayabiliyordu.
Müthiş bir fotoğrafik hafızaya sahipti. Okuduğu bir kitabın sayfa numarasını ve o sayfanın sağında mı solunda mı ne yazdığını onlarca yıl sonra bile hatasız hatırlayabilirdi. O, yaşayan bir kütüphaneydi.
Modern dünyaya yön verse de teknolojiye hep mesafeli kaldı. Yazılarını bilgisayar yerine daktiloyla yazmayı veya elle kaleme almayı tercih ederdi. Ona göre gerçek bilgi, ekranın ışığında değil kağıdın kokusundadır.
Derin bir opera ve klasik müzik uzmanıydı. Gençliğinde Avrupa’nın tüm önemli opera binalarını gezmiş, eserlerin librettolarını ezbere bilecek kadar bu sanat dalına gönül vermiş bir estetti.
Tam bir “gurme” mirasına sahipti. Yemeklerin sadece tadını değil, tarihsel kökenlerini ve hangi coğrafyada nasıl bozulduğunu anlatırken tarihten daha iştahlıydı. Onun için bir sofra, kültürel bir haritaydı.
“Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı? Cevap basit: Okuyarak gezen bilir. Kitap okumadan yapılan seyahat sadece yorgunluktur. Görmek için önce bilmek gerekir.” – İlber Ortaylı
Türkiye’nin hafızası, tarihin gür sesi… Bilgeliğiyle yolumuzu aydınlatan, bize “cahilliğe” karşı dik durmayı öğreten büyük usta. Türk milletinin başı sağ olsun. Ruhun şad olsun hocam.