İNSANLARA ALLAH’I UNUTTURDULAR.....

  Yazıyoruz fakat inanan okuduğunu tefekkür edecek mi, bu uyarıları dikkate alanlar olacak mı diye düşünmeden kendimi alamıyorum.

İNSANLARA ALLAH’I UNUTTURDULAR.....
Mimar Gökhan Demir

İNSANLARA ALLAH’I UNUTTURDULAR.....

  Artık mukaddes değerler, dini hassasiyetler ve samimi Müslümanlık adeta göz ardı edilir hale geldi. Hatta öyle ki, samimi olarak dinini yaşamaya çalışanlara haksız bir önyargıyla yaklaşanlar bulunuyor. Neden böyle oldu bu insanlar, hiç düşündünüz mü? İnsan kendini unuttu. Dünyaya neden gönderildiğini, kimin yaratıp var ettiğini unuttu. Unuttu diyorum; aslında modern dünyanın hırsları içinde bu gerçekler unutturuldu ve insanların yeniden hatırlamasına da adeta fırsat verilmiyor.

Allah c.c. ‘‘Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.’’ (Zâriyât, 56) buyuruyor. İnsanın dünyada oluş gayesi, Allah’a olan kulluğunu ve sadakatini ispat etmektir. Bu uğurda yaratılarak bir vesile ile dünyaya gönderilen insanı Allah c.c. dünya sahnesindeki nefsiyle olan mücadelesinde yalnız bırakmamış; insanlara peygamberler, veliler ve kitaplar göndermiştir. Ancak insanlar zamanla nefislerine uyarak yanlış yollara saptılar. Tarih boyunca ilahi mesajlara isyan eden, kendilerine verilen onca uyanış fırsatına rağmen dünya menfaatini tercih eden topluluklar olmuştur. Bugün de küresel ölçekte gücü elinde bulunduran bazı odaklar, kendilerini adeta yeryüzünün hakimi sayarak insanlıkla ve kitlelerin kaderiyle oynamaktadır. Dünyadaki pek çok lider de ne yazık ki makam, mevki ve şahsi menfaatleri uğruna bu küresel sistemin birer piyonu haline gelmiştir.

Yaratan'ın birliğine hakkıyla inanmayan ve batıl inanışlara sapan zümreler, Kuran-ı Kerim'de açıkça uyarılmaktadır: ‘‘Yahudiler dediler ki: Uzeyr Allah'ın oğludur. Hristiyanlar da dediler ki: Mesih Allah'ın oğludur. Bu, onların ağızlarında dolaşan sözlerdir ki, daha önce küfretmiş olanların sözüne benzetiyorlar. Allah onları yok etsin, nasıl da uyduruyorlar.’’ (Tevbe, 30). ‘‘Onlar, Allah'ı bırakıp, hahamlarını*, rahiplerini* ve Meryem oğlu Mesih'i* Rabb'ler edindiler. Oysa bunlar, bir tek olan İlah'a kulluk etmekle emrolunmuşlardı. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, bunların ortak koştuklarından münezzehtir.’’ (Tevbe, 31).

''Ey iman edenler! Yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin!* (Zira) onlar, birbirinin dostudurlar.* İçinizden onları dost edinen kişi şüphesiz ki onlardan olmuş olur. Şüphesiz ki Allah zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.'' (maide 51)  Ayetlerde de belirtildiği üzere ilahi çizgiden sapan bu yapılar, samimi iman ehli insanların varlığına tahammül edemedikleri için kitleleri saptırmak adına her türlü yola başvurmaktadırlar. İnançları mezheplere, tarikatlara ve cemaatlere bölerek; ülkelerin siyasi ve idari mekanizmalarına nüfuz ederek toplumları manipüle etmektedirler. Kendi zihniyetlerine hizmet eden kişileri; din adamı, hoca, öğretmen, akademisyen, gazeteci veya devlet yöneticisi maskesiyle toplumun önüne çıkarıp kitleleri peşlerinden sürüklemektedirler. Bu yapılar, din adına konuşan ancak samimiyetten uzak figürler eliyle insanların milli ve manevi duygularını istismar etmekte, onları hakiki istikametten koparmaktadırlar.

Bugün aynı halk, aynı değerlere ve aynı ayetlere inandığı halde suni ayrışmalarla birbirine düşman edilmektedir. Siyasi arenada kimisi din istismarı yaparak, kimisi milliyetçi ya da sosyalist söylemlerle meydanlara çıkmaktadır. İnsanlara haktan ve hukuktan bahsederek kendilerine bağlayanlar, gücü elde ettiklerinde savundukları değerlerin tam tersi bir yozlaşmanın içine düşebilmektedir. On yıllardır süren bu toplumsal dejenerasyon, milleti adım adım bu noktaya getirdi. Siyasete dini alet edenler, toplumsal değerleri aşındırdılar. İnsanlar artık ilahi adaleti aramak yerine, körü körüne siyasi liderlerin rızasını gözetir hale geldi. Yapılan büyük yanlışlar dahi "Bir bildiği vardır" denilerek ya da beka söylemlerinin arkasına sığınılarak fütursuzca savunulmaktadır. Diğer taraftan din adına ortaya çıkan bazı figürler; cübbe ve sarık arkasına saklanarak yanmaz kefen, ticari ürünler satıp insanlara kolay yoldan cennet vadetmektedir. Toplumda yaşanan ahlaki çürümeler, kurslardaki istismar vakalarına karşı gösterilen idari vurdumduymazlıklar ve "din" diyerek iktidar olup Karun kadar zenginleşenlerin varlığı, insanları dinden soğutmaktadır. Bunları gören kitleler, "Eğer din buysa" diyerek deizme ve ateizme yönelmektedir. Bu büyük vebal, insanların imanıyla oynayan münafıkların ve bu hakikati gördüğü halde susup toplumu uyarmayan herkesindir.

Bugün "İslam dünyası" olarak anılan coğrafyanın büyük bir kısmının hakiki İslam ahlakıyla bağı kalmamıştır. Birçoğu küresel sömürgeci güçlerin güdümüne girmiştir. Mazlum Müslümanlar katledilirken, zalimlerin safında duran veya topraklarındaki askeri üslerden kalkan uçakların Müslümanları vurmasına göz yuman yönetimlerin İslam ile nasıl bir bağı olabilir? Bu acı tabloya bahaneler üretenlerin sorumluluğu büyüktür. İnsanlar sadece "Müslümanım" demekle kurtulacaklarını zannediyorlar. Müslümanlığın gereğini yerine getirmeyen, gayri İslami bir hayat yaşayan ve zalimlere piyon olanlar bu iddialarında samimi değildirler.

Son dönemde küresel güçlerin maşası olan bazı çevreler, "İslam zaten Arap dinidir" diyerek sığ bir algı operasyonu yürütmektedir. Oysa din, yalnızca Allah’ındır ve O'na iman edenlerindir. İslam bir ırka veya kavme değil, tüm insanlığa gönderilmiş en kamil, en aydınlık dindir. Din bezirganlarının ve şekilciliğe bürünmüş bazı asalakların hatalarına bakarak Allah'ın dinine saldıranlar da en az onlar kadar hatalıdır. Bir kesim din adına samimiyetsizlik yaparken, diğer kesim de bu malzemeyi kullanarak İslam'a saldırmaktadır. Kendi uydurdukları yalanlarla insanları dinden soğutanlar, Allah’ın helal kıldığını yasaklamaya kalkanlar büyük bir sapkınlık içindedir. Kul üzerinde hüküm kurmaya çalışmak haddi aşmaktır. Kendine Müslüman deyip bu değerleri çiğneyenlere bakarak hiç kimse Allah’a ve O'nun nizamına savaş açmamalıdır. Şüphesiz bu haksız mücadelede mutlak galip Allah’tır. ‘‘Allah: "Ben ve Resul'lerim kesinlikle galip geleceğiz." diye hükmetmiştir. Kuşkusuz Allah; Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.’’ (Mücadele, 21).

Siz Allah’ı unuttuğunuz için, Allah da sizlere kendinizi unutturdu. İlahi adaletin tecelli edeceği o günden korkmak gerekir. ‘‘Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayınız! Onlar yoldan çıkanlardır.’’ (Haşr, 19). Allah’ın dini bir oyun alanı değildir; değerleri çiğneyenler er ya da geç ilahi azapla karşılaşacaklardır. Kendisine mühlet verildiği için güvende olduğunu sananlar yanılmaktadır. Tarih bu tür ibretlerle doludur.

"Andolsun ki senden önce (gelmiş olan) resûller de alaya alındı. Kâfirlere mühlet verdim, sonra onları yakalayıverdim. Nasılmış (bakalım) benim cezalandırmam?" (Enâm, 10).

"O, size Kitap’ta şunu indirmiştir: Allah’ın âyetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye dek, sakın onlarla beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz." (Nur 140)

 

"Çünkü siz Allah'ın âyetlerini alaya almış, dünya hayatı da sizi aldatmıştı. Bugün artık ne oradan çıkarılırlar, ne de mazeretleri kabul edilir." (Casiye 35)