imam Cafer’den dua ve infakın kabul olma şartları

Bir şahıs İmam Sâdık (a.s.)’ın huzuruna vararak şöyle dedi: “Kur’an-ı Kerim’de tevilini bilmediğim iki ayet vardır.”

<imam Cafer’den dua ve infakın kabul olma şartları

TÜRK-AZ HABER / EHL-İ BEYT

Bir şahıs İmam Sâdık (a.s.)'ın huzuruna vararak şöyle dedi: "Kur'an-ı Kerim'de tevilini bilmediğim iki ayet vardır."

İmam (a.s.): "Hangi ayetlerdir?"

"Biri; 'Beni çağırın (dua edin) size icabet edeyim' ayetidir. Oysa ben, Allah'ı çağırmama rağmen duam kabul olmuyor.

"Allah'ın, vaadine aykırı hareket ettiğini mi sanıyorsun?"

"Hayır!"

"Öyleyse ne demek istiyorsun?"

"Bilmiyorum."

"Diğer ayet hangisidir?"

"Neyi infak ederseniz, Allah, onun yerine bir başkasını verir, ayetidir."

"Allah'ın, vaadine sâdık kalmadığını mı sanıyorsun?"

"Hayır!"

"Öyleyse ne demek istiyorsun?"

"Bilmiyorum."

"İnşaallah bu konuyu sana açıklayacağım. Eğer Allah'ın emrettiği şeye itaat ettikten sonra O'nu çağırsaydın sana icabet ederdi. Ama sen, Allah'a muhalefet ve isyan etmektesin, O da, sana icabet etmiyor.

İnfak ettiğin şeyin yerini başka bir şeyin doldurmadığı sözüne gelince; eğer helal yolla kazanarak yerinde infak etmiş olsaydın, bir dirhem bile olsaydı Allah onun yerine bir başkasını verirdi. Eğer O'nu dua metoduyla çağırsaydın, günahkâr bile olsaydın yine sana icabet ederdi.

"Dua metodu nedir?"

"Farzı eda ettiğinde Allah'ı ulularsın, ta'zim edersin ve edebildiğin kadar O'nu medhedersin, Peygamber (s.a.v)'e salât gönderirsin, O'na çokça salât gönderirsin, risaletini tebliğ ettiğine şehadet edersin, Hidayet İmamlarına salât gönderirsin.

Allah'a hamd ü senâ, Hidayet İmamlarına salât ve selamdan sonra Allah'ın sana iyiliklerini, güzel ihsanıyla imtihanlarını, sana verdiği nimetlerini, sana yaptığı güzel işlerini hatırlayarak bunlara karşı Allah'a hamd ve şükredersin.

Daha sonra hatırladığın günahlarını bir bir ve hatırlamadığın günahlarını ise genel olarak itiraf edersin. Bütün günahlarından Allah'a tevbe ederek, tekrar günaha dönmeyeceğine karar verirsin. O günahlardan pişmanlık duyarak doğru bir niyet, korku ve ümitle Allah'tan bağışlanma diler ve şunları söylersin:

"Allah'ım! Ben günahlarımdan dolayı Senden özür ve bağışlanma diliyorum, Sana tevbe ediyorum. Öyleyse beni itaatine yönelt, beni bana farz kıldığın, yani Seni hoşnut eden her şeye muvaffak kıl.

Şüphesiz ben, kendisini nimetlendirmediğin halde Senin itaatinden birine ulaşan, onu yapmaya muvaffak olan hiç kimseyi görmedim. Öyleyse, bana öyle bir nimet ver ki, onunla rızvanına ve cennetine ulaşayım."

Daha sonra hacetlerini iste. Ümit ederim ki, Allah seni mahrum etmez inşaallah."

Zorluk ve sıkıntılardan şikayet

Mufazzal b. Kays b. Rummane şöyle diyor: "İmam Sâdık (a.s.)'ın huzuruna vardım. Hayat zorluğu ve geçim sıkıntılarından şikayet ettim ve bana dua etmesini istedim.

İmam (a.s.) cariyesine: "Ey cariye! Bize gönderilmiş olan o keseyi getir" dedi.

Cariye, istenilen keseyi getirdiğinde İmam (a.s.) onu bana vererek: "Bu kesenin içerisinde dört yüz dinar vardır. Onunla geçimini sağla" diye buyurdular.

Arz ettim ki: "Canım sana feda olsun! Vallahi halimin perişanlığını anlatmaktan maksadım bu değildi. Sadece bana dua etmenizi istiyordum."

İmam Sâdık (a.s.) buyurdu ki: "Dua edeceğim. Ama bütün sorunlarını halka anlatma. Böyle yapmış olur isen, halkın yanında küçülür ve hakir olursun." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)