İmam Bakır’ın (a.s.) İslam’a ters akımlarla mücadelesi.....

İmam Ebu Câfer (a.s.) dönemine kadar geçen süreç dikkate alındığında, İmam Bâkır (a.s.) ile yeni bir dönemin başladığı görülecektir

<İmam Bakır’ın (a.s.) İslam’a ters akımlarla mücadelesi.....

TÜRK-AZ HABER / İMAN VE İNSAN

Hz. Peygamberin (s.a.v.) rıhletinden sonra başlayan imamet çağında, İmam Ali (a.s.), İmam Hasan (a.s.), İmam Hüseyin (a.s.) ve İmam Zeynelâbidin (a.s.) devirleri, halifelik makamının Ehl-i Beyt'in elinden gasp edilmesi fikri üzerine bina edilmiştir.

İslam inancı ve Hz. Peygamberin (s.a.v.) Sünnetinin muhafazası, Resûlullah'ın (s.a.v.) kurduğu devletin ayakta kalabilmesi ve ümmetin başındaki gâsıp halifelere rağmen itikattan fazla sapmaması için bu imamlar, irşat ve ikaz ile emsalsiz bir çaba sarf etmişlerdir.

Ancak bu dönemlerde halifeye başkaldırı yapılacak bir sâlih ordu söz konusu değildir. İslam ümmetinde hilafet koltuğunda oturanların ehil kişiler olmaması nedeniyle ciddi bozulmalar ve sapmalar vardır.

Saydığımız bu dört imam, hem gasp edilen hilafetin gerçek sahipleri konusunda ümmetin kalbini ikna etmek, hem de İslam dininde meydana gelen sapmaları en az hasarla atlatabilmek için ellerinde yeterli maddî ve mânevî imkân olmamasına rağmen büyük bir mücadele vermişlerdir.

Bunlardan İmam Hüseyin (a.s.), neredeyse yalnız diyebileceğimiz az bir kişiyle beraber halifeye karşı başkaldırmış ve Yezid gibi bir halifeye karşı kanla-canla verilen bir mücadele örneği göstermiştir.

Diğer imamlar döneminde direkt bir başkaldırı yerine, ümmeti ayıktırma çalışmaları ve bazı ayaklanmalara sözlü destek verme şeklinde bir mücadele söz konusudur.

Halifelere karşı direncin pasif şekilde kalmasında "sâlih bir cemaatin oluşmamış olması" unsuruna değinmek gerekir.

İmam Zeynelâbidin'in (a.s.) son dönemlerinde sâlih bir cemaatin oluşması için ilmî terbiye başlamış, İmam Muhammed Bâkır (a.s.) ile İslam ordusunu teşekkül edecek kadronun mânevî eğitimi doruk noktaya ulaşmıştır.

İmam Câfer (a.s.) çağı ise, binlerce insanın Ehl-i Beyt Mektebinde yetiştiği bir dönemdir.

İmam Ebu Câfer'in (a.s.) döneminin bir özelliği de, İslam topraklarının genişlediği bir dönem olmasıdır.

Farklı inançlara sahip topraklara yapılan fetih hareketleri ile bu coğrafyaların İslam ile tanışması aynı zamanda fetih hareketine karşı bir düşmanlığın oluşmasına da sebep olmuştur.

Çeşitli fikrî akımların oluştuğu ve zaten itikadı tam yerleşmemiş ümmet içinde bunların etkilerinin görülmeye başladığı bir dönemdir, İmam Ebu Câfer'in (a.s.) çağı...

Hem hakkı olan hilafete sahip çıkmak, hem İslam'ı tam mânâsı ile yaşayarak anlatmak, yani irşad vazifesi, hem de dış kaynaklı bozuk akımlara karşı İslam'ı korumak...

Bu üç konu İmam Muhammed Bâkır (a.s.) imametinin temel gayeleri olmuştur.

Şunu da eklemeliyiz ki, İmam Bâkır (a.s.), yaşadığı dönemde, İslam Devleti'nin karşılaştığı yıkıcı olaylar karşısında devlete yardım etmekten de geri kalmamıştır.

Aslında, bu her imamın dönemi için de söylenebilecek bir hakikattir. Söz konusu olan, Resûlullah'ın (s.a.v.) temellerini attığı İslam Devleti'dir.

İmam Bâkır'ın (a.s.) Abdülmelik döneminde para meselesinin halli için gösterdiği çözüm buna örnektir." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Muhammed Bakır eserinden)